Kanayan Yara: Çocuklarımızı Ne Yaptık?
Son günlerde medyaya yansıyan "4 bin liraya kiralık katil çocuklar aranıyor" haberleri, toplum olarak geldiğimiz trajik noktayı acı bir şekilde yüzümüze vurdu. Yıllardır görmezden geldiğimiz, "çocuktur, ceza almaz" diyerek hafife aldığımız bir problem, artık canavarlaşıp kapımızı çalıyor. Çocuklarımızın sadece kurban değil, aynı zamanda cinayet aletine dönüştürüldüğü bir ülkede, vicdanlarımızın nasıl bu kadar rahat kaldığını sorgulamamız gerekiyor.
Yıllardır tartışılan bir konu bu: Çocuk suçluluğu. Ne yazık ki, adalet sistemimizdeki eksiklikler ve caydırıcılıktan uzak cezalar, bu sorunun büyümesine zemin hazırladı. Bir yandan artan yoksulluk, diğer yandan bozulan aile yapıları, çocukları sokakların ve suçun kucağına itti. Onların masumiyetini çalan bu karanlık eller, şimdi de hayatlarını çalıyor.
Göz Ardı Edilen Uçurum: Fuhuş ve Uyuşturucu Bağımlılığı
Sadece kiralık katil olmaları değil, çocuklarımızın ruhunu ve bedenini kemiren başka tehlikeler de var. Çocuklarda fuhuş ve uyuşturucu bağımlılığı, ne yazık ki sessizce büyüyen ve çoğu zaman gizlenen bir başka kanayan yaramız. Bu iki sorun, bir kısır döngü gibi birbirini besliyor. Uyuşturucuya bağımlı çocuklar, maddeye ulaşmak için fuhşa sürüklenirken, istismara uğrayanlar da yaşadıkları travmalarla başa çıkabilmek için uyuşturucuya sarılıyor. Bu çocuklar, ne yazık ki hem suçun hem de hastalığın kurbanı oluyorlar. Onların masumiyetleri, metruk binaların, karanlık sokakların ve sanal dünyanın kirli dehlizlerinde eriyip gidiyor.
24 Yılın Acı Reçetesi: Neden Şimdi?
Adalet Bakanlığının 24 yıl sonra yeni düzenlemeler yapılacağını açıklaması, bu tablo karşısında insana ister istemez "neden şimdi?" dedirtiyor. 24 yıl... Bu 24 yılda kaç kadın cinayeti işlendi, kaç çocuk suça sürüklendi, kaç masum hayat karardı? Oysa bu yıllar, bu yaraya neşter vurmak için fazlasıyla yeterli bir süreydi. Atılacak adımlar, yıllar önce atılmalıydı ki, bugün çocuklarımızın hayatı bu kadar ucuza satılmasın.
Artık sadece cezaları konuşmak yetmiyor. Bu çocuklar neden suça itiliyor, bu çocuklarımızı kimler kullanıyor, onlara bu kapılar nasıl açılıyor sorularına acil ve kalıcı çözümler üretmek zorundayız. Toplumsal bir seferberlik başlatarak, çocuklarımızı suç çetelerinin elinden kurtarmalı, onlara eğitim, sevgi ve umut dolu bir gelecek sunmalıyız. Bu yara kanamaya devam ettikçe, sadece çocuklarımız değil, tüm toplum olarak çürümeye devam edeceğiz. Unutmayalım ki, bir toplumun geleceği, o toplumun çocuklarına verdiği değerle ölçülür. Ve şu anki tabloya bakınca, gelecekten ne kadar umutlu olabiliriz?















Facebook Yorum
Yorum Yazın