Melike Al

Melike Al

Mail: melike.al93@gmail.com

Sanatın Boğazındaki el: Ahlak Muhafızlığı maskeli istibdat

​Türkiye’de bugün artık gizli saklı değil, ilan edilmiş bir kültürel soykırım denemesiyle karşı karşıyayız. “Ahlak” ve “aile değerleri” gibi içi boşaltılmış kavramların arkasına saklanan iktidar ve onun gönüllü tetikçileri, sanatın her dalına, sanatçının her nefesine birer pranga vurma telaşında. Yönetmen Orhan Eskiköy’ün festival kürsüsünden attığı “Nefes alamıyoruz” çığlığı, sadece bir sitem değil; bu ülkenin aydınlık yüzünün boğazına çöken o karanlık elin tescilidir.

​HUKUK DEĞİL, GİYOTİN MEKANİZMASI

​Senarist Merve Göntem’in, kağıt üzerinde yarattığı bir karakter üzerinden “fuhşa teşvik” gibi absürt bir suçlamayla gözaltına alınması, hukukun artık bir adalet aracı değil, bir giyotin olarak kullanıldığının ispatıdır. Arşivleri karıştıran, dört yıllık röportajlardan suç icat eden “cadı avcıları”, savcıları birer emir eri gibi kullanırken; yargı, sanatsal kurguyu yargılayacak kadar akıl tutulması yaşamaktadır. Bu, sadece bir sanatçıya saldırı değil; hayal kurma hürriyetine doğrudan açılmış bir savaştır.

​DİJİTAL LİNÇ ODALARI VE MAHALLE BASKISI

​Mabel Matiz’in şarkılarını “eşcinsellik” imasıyla yasaklayan, Manifest grubunun sahne kıyafetini “hayasızca” bulan zihniyet, topluma şunu dikte ediyor: “Eğer bizim çizdiğimiz o dar, gri ve ruhsuz sınırların dışına çıkarsan, seni ya hapisle ya da itibarsızlaştırmayla yok ederiz.” Adım adım kurulan bu “devlet eliyle ahlak polisi” rejimi, sadece üniformalılardan oluşmuyor. İktidarın beslediği medya organları ve klavye başındaki ihbarcı ordusu, toplumsal bir histeri yaratmak için görevlendirilmiş profesyonel tetikçilerdir.

​BU KAFES BU ENERJİYE DAR GELECEK

​Şunu net bir şekilde koymak lazım: Sanatın ve sanatçının nefesini kesmeye çalışmak, aslında bir toplumun ruhunu boğmaktır. Sanatı savcı odalarına hapsedenler, dansı ve müziği “kamu düzeni” bahanesiyle yasaklayanlar, tarihin çöplüğünde sadece “yasakçı” olarak anılacaklar.

​Ancak o “nefes alamıyoruz” diyen genç enerji, bu kafese sığmayacak kadar büyüktür. Sanat; polis barikatını, savcı iddianamesini ve yandaş gazete manşetini aşar. Onlar zincir vurdukça sanat daha da gürleşecek; çünkü estetiğin ve özgürlüğün karşısında hiçbir kaba güç kalıcı olamamıştır. Boğazımıza dayanan o eli çekene kadar susmayacağız. Sanatçı nefes alamazsa, toplum ölür!

Facebook Yorum

Yorum Yazın