Üst Reklam 970x90
Melike Al

Melike Al

Mail: melike.al93@gmail.com

Ülke ekonomisi ne durumda

Dünyanın en güzel ama aynı zamanda en zorlu coğrafyasında yer alan Türkiye, tarih boyunca hep zorluklarla, sıkıntılarla baş etmek zorunda kaldı. Ekonomide krizlerle, siyasette çalkantılarla boğuştu. Sadece son 25 yılda Türkiye’de yaşananları hatırlamak bile insanı yoruyor. 1990 yılından bugüne yaşanan ekonomik krizler ve siyasi gerginlikler, Türkiye’nin enerjisini alıp götürdü. Bu krizlerle birlikte faizler tırmandı, döviz patladı, borsa çöktü, fabrikalar kapandı, yüzbinlerce insan işsiz kaldı.

Türkiye, 2018 yılını da oldukça sıkıntılarla geçirdi, hiç beklenmedik gelişmelerle karşı karşıya geldi.

İngiliz yatırım şirketi Ashmore Grup, 'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye ekonomisini Latin Amerika’daki popülist yönetimlerin yaşadığı gibi bir çöküşe sürüklemek yönünde risk aldığı' yorumunda bulundu.

 Ashmore Grup’tan Jan Dehn, Venezuela’nın petrole bağımlı ekonomisinden daha çok çeşitliliğe sahip olsa da Türkiye’nin de çöküşe sebep olabilecek benzer politika yanlış adımları attığı değerlendirmesini yaptı.

Bloomberg’de yer alan habere göre, "Ekonomideki manzara kötüleşirken, yatırımcılar ve şirketler zenginliklerini ve geçim kaynaklarını korumak için harekete geçmeye başlar. Bu da sermaye ülke dışına çıkması, yatırımların azalması ve diğer önlem stratejileriyle sonuçlanır. Hükümet kötü gidişattan özel sektörü sorumlu tutmaya başlar, herhangi bir önlem almaları engellemek yönünde harekete geçer. Sermaye kontrollerini devreye sokar, ulusallaştırma süreci başlar, sözleşmelerin konversiyonu zorlanır" diyen Dehn, sürecin en sonunda hükümetin elinde herhangi bir finansman kalmaması, büyümenin durması ve 'ülkenin bir krizin içine çekilmesi'yle sonuçlanacağı yorumunda bulundu.

Haberde, Dehn’in yorumlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’yı görevden almasının ardından, salı günü yayınlanan bir araştırma raporunda yer aldığı belirtildi.

Bloomberg, Türk yetkililerin sermaye kontrolü uygulanması ya da serbest piyasa prensiplerinden uzaklaşılması yönünde herhangi bir girişim bulunduğunu defalarca reddettiğini hatırlatırken; Çetinkaya’yı piyasalarla iletişim kurmakta ve güven yaratmakta başarısız olmakla suçlayan Erdoğan’ın ise Merkez Bankası’nda ‘köklü bir değişim

"Hükümet kendisi yerine diğer grupları suçladıkça yatırımcılar endişelenir, çünkü ekonomi kötüye gittikçe Erdoğan daha çok günah keçisine ihtiyaç duyacaktır"

-Hükümetler ayrıca kendileri yerine öbür grupları suçlarlar çünkü bu siyasi açıdan işe yarar ancak öbür tarafta sadece yatırımcılar ve şirketlerin daha da endişelenmesine sebep olur. Çünkü ekonomi kötüye gittikçe Erdoğan daha çok günah keçisine ihtiyaç duyacaktır.

-Ekonomideki manzara kötüleşirken, yatırımcılar ve şirketler zenginliklerini ve geçim kaynaklarını korumak için harekete geçmeye başlar. Bu da sermaye ülke dışına çıkmasına, yatırımların azalmasına ve diğer önlem stratejileriyle sonuçlanır.

-Hükümet kötü gidişattan özel sektörü sorumlu tutmaya başlar, herhangi bir önlem almaları engellemek yönünde harekete geçer. Sermaye kontrollerini devreye sokar, ulusallaştırma süreci başlar, sözleşmelerin konversiyonu zorlanır.

-Eninde sonunda hükümetin elinde herhangi bir finansman kalmaz, büyüme durur ve ülke bir krizin içine çekilir, artık gelecek yoktur.

Facebook Yorum

Yorum Yazın