Melike Al

Melike Al

Mail: melike.al93@gmail.com

Yazıklar olsun: Yeni nesil sorular mı, Uoksa tarihi silme operasyonu mu?

​Eğitim sistemimizin can çekişen kalbi ÖSYM, her yıl milyonlarca gencin geleceğini belirleyen üniversite sınavlarıyla bir kez daha sahne aldı. Ancak bu sınavlar, sadece çocukların dirsek çürüttüğü sıralarda değil, bu ülkenin kurucu değerlerine inanan herkesin vicdanında derin bir yara açtı.

​Karşımıza dikilen sınav kağıtlarına bakıyoruz: Sorular soru değil, adeta birer edebi işkence mekanizması. "Yeni nesil soru" ambalajıyla önümüze sürülen, paragraflarca uzatılmış, labirent gibi dolambaçlı o metinler neyi ölçüyor Allah aşkına? Tarih bilgisini mi, yoksa gencin zaten barajlar altında ezilen sinir sistemini ve sabrını mı? Bir soruyu çözmek için üç kez okumak zorunda kalan çocuk, o panik içinde bilgiyi mi hatırlasın, yoksa cümleyi kuran muhteremin ne demeye çalıştığını mı çözsün? Bu uzun uzun yazılmış, ağdalı dille süslenmiş tuzaklar, gençlerin emeğine ve zamanına yapılmış açık bir haksızlıktır!

​Ama asıl skandal, asıl büyük ayıp ne yazık ki buralarda gizli değil. Asıl skandal, o sayfaları çevirip tarih sorularına geldiğimizde tokat gibi yüzümüze vuruyor.

​Bugün ülkeyi yönetenlerin, o en baştakilerin bile tarihi gerçek anlamıyla, belgesiyle, analiziyle bildiği falan yok. İşin acı tarafı, bilmedikleri gibi öğrenmeye niyetleri de yok! Son 25 yıldır bu ülkenin yeni nesline tarih, okullarda ya da ciddi kaynaklarda değil; televizyon ekranlarında, parıltılı dizilerde öğretiliyor. Setlerde boy gösteren botokslu oyuncuların, dönemle alakası olmayan kostümlerin ve yalan yanlış yazılmış senaryoların ardına sığınıp "İşte bizim tarihimiz" diye bir masal anlatıyorlar. Saray entrikalarını, çarpıtılmış şanlı kahramanlık hikayelerini izletip topluma tarih bilinci aşıladıklarını zannediyorlar. Ne acıdır ki, koca bir neslin tarih bilgisi, reyting kaygısıyla çekilmiş kurgusal sahnelerden ibaret bırakılıyor!

​İşte bu ekran yapaylığı, dönüp dolaşıp sınav kitapçıklarına da sirayet ediyor. Sorulan sorulara bakıyorsunuz; varsa yoksa o popüler dizilerden fırlamış gibi duran bir Osmanlı algısı, varsa yoksa saray hayatı ve fermanlar... Elbette Osmanlı bizim tarihimizdir, elbette akademik olarak nesnel bir şekilde öğreneceğiz ve saygı duyacağız. Ancak bu sınavı hazırlayanların akıl tutulması yaşadığı yer tam olarak şurası: Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti! Ve bu cumhuriyet, o dizilerdeki gibi gökten zembille inmedi!

​Sınav sorularının satır aralarında, kasıtlı bir biçimde yok sayılan, adeta üzeri karalanmaya çalışılan bir gerçek var: Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetçilik!

​Sormak istiyoruz bu soruları hazırlayan "uzman" kadrolara ve bu müfredatı dayatanlara: Sizin Atatürk’le, onun devrimleriyle, bu ülkenin harcını karan Cumhuriyetçilik ilkesiyle alıp veremediğiniz nedir? Gençlerin zihnine "Cumhuriyet" fikrini, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu gerçeğini kazımaktan neden bu kadar korkuyorsunuz? Dizilerdeki saltanat güzellemeleriyle doldurduğunuz o tarih vizyonunuzu sınavlara taşırken, bu milletin küllerinden doğuş destanını, saltanatı yıkıp yerine hür bir cumhuriyet kuran iradeyi neden es geçiyorsunuz?

​Atatürk ilkelerini sormamak, Cumhuriyetçiliği sınav müfredatının kuytu köşelerine saklamak, bu ülkenin geleceğine ihanettir. Siz sormasanız da, siz o dizilerle ve upuzun, yorucu paragraflarınızla gençlerin beynini uyuşturmaya çalışsanız da bu ülkenin gençliği ne Atatürk’ü unutur ne de Cumhuriyet’in ışığından vazgeçer.

​ÖSYM acilen kendine gelmelidir. Sınavları birer "okuduğunu zor bela anlama" işkencesine dönüştürmekten vazgeçmeli ve en önemlisi; burasının kurgusal bir dizi seti değil, Mustafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti olduğunu o soru kitapçıklarına kalın harflerle kazımalıdır

Facebook Yorum

Yorum Yazın