Melike Al

Melike Al

Mail: melike.al93@gmail.com

Nüfus sayımı mı çocukların yaşam kalitesi mi?

Son dönemde devletin en üst kademelerinden gelen "çocuk yapın, nüfusumuz yaşlanıyor, bu büyük bir risk" çağrılarını hepimiz işitiyoruz. Bir ülkenin dinamizmini koruması elbette önemlidir; ancak bir toplumu ayakta tutan şey sadece nüfus cüzdanı sayısı değil, o cüzdanı taşıyan bireylerin ne kadar nitelikli, sağlıklı ve mutlu yetiştiğidir.

​Bugün Türkiye’de çocuk sahibi olmayı düşünen her ebeveynin önüne koca bir set çekiliyor. Bu setin adı: Gelecek Kaygısı.

​Sanat ve Spor Lüks Değil, İhtiyaçtır

​Bir çocuğun gelişimi sadece formüllerden veya ezber bilgilerden ibaret değildir. Bilimsel bir gerçektir ki; Beden Eğitimi dersi sadece "top oynamak" değildir. Bir çocuğun motor becerilerini geliştirmesi, disiplin kazanması ve her şeyden önemlisi zihinsel sağlığını koruması için hareket etmesi gerekir. Ancak bugün gelinen noktada, okullarda spor alanlarının daraldığını, Beden Eğitimi derslerinin ise "gereksiz" görülerek geri plana itildiğini izliyoruz. Hareket etmeyen, enerjisini atamayan, fiziksel gelişimini tamamlayamayan bir nesilden nasıl sağlıklı bir gelecek bekleyebiliriz?

​Aynı durum Müzik ve Görsel Sanatlar için de geçerli. Müzik, ruhun gıdası olmanın ötesinde, çocuklarda analitik düşünmeyi ve yaratıcılığı besleyen en temel unsurdur. Notayı, ritmi, estetiği bilmeyen bir nesil, dünyayı sadece siyah ve beyazdan ibaret görür. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu derslerin saatlerini azaltması veya işlevsizleştirmesi, çocukların hayal gücüne vurulmuş bir prangadır.

​Tek Tip Eğitim ve Kaybolan Seçenekler

​Eğitimin giderek daha fazla din ağırlıklı bir müfredata hapsedilmesi, ailelerin en büyük çekincelerinden biri haline geldi. Aileler, çocuklarının modern dünyanın gereksinimlerine göre; bilimle, sanatla ve sporla iç içe büyümesini isterken, karşılarında seçeneklerin daraldığı bir sistem buluyorlar. Matematik bilmeyen, sanatla tanışmamış, spor yapmamış ama sürekli ideolojik bir kalıba dökülmeye çalışılan bir nesil, küresel dünyada nasıl rekabet edebilir?

​Kime, Ne İçin Doğuracağız?

​Sayın yetkililer "çocuk" derken bir sayıdan bahsediyor olabilirler ama biz "evlat" derken;

​Okulunda aç kalmayacak,

​Mezun olduğunda işsizlik kuyruğuna girmeyecek,

​Hobilerini ve yeteneklerini özgürce geliştirebilecek bir insandan bahsediyoruz.

​İyi bir gelecek, kaliteli bir eğitim ve liyakate dayalı bir iş imkanı sağlanmadan; sadece "sayı artsın" diye çocuk istemek, o çocukların hayatını daha başlamadan zorluğa mahkum etmektir. Bir ülkenin bekası, çok çocuk doğurmakla değil; doğan çocuklara insanca yaşayacakları bir ülke sunmakla korunur.

​Önce eğitimi düzelten, sanatı ve sporu okulun merkezine koyan, gençlere iş sahası açan bir sistem kurun; o zaman kimse çocuk sahibi olmaktan korkmayacaktır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın