Murat Kararkoç

Murat Kararkoç

Mail: muratkrk75@gmail.com

ESENYURT’TA OPERASYON SONRASI SESSİZLİK: SİYASET NEREDE?

ESENYURT’TA OPERASYON SONRASI SESSİZLİK: SİYASET NEREDE?

Merhaba değerli okurlar, Esenyurt’ta 7 Ekim’de yaşanan operasyonun üzerinden günler geçti. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen operasyon, ilçeyi bir kez daha Türkiye’nin gündemine taşıdı. Gözler belediyeye çevrildi, kulisler hareketlendi, sosyal medya yorumlarla doldu.

Peki, bütün bunlar yaşanırken Esenyurt siyasetinde neler oldu?

Kim konuştu, kim sustu, kim de olan biteni uzaktan izlemeyi tercih etti?

Operasyon kapsamında, mevcut belediye başkan yardımcısı Yusuf Ulutaş ve eski belediye başkan yardımcısı Ümit Ünal’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi gözaltına alındı. Adli işlemlerin ardından Yusuf Ulutaş dâhil 9 kişi tutuklandı, 10 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Elbette kimseyi peşinen suçlu ilan edecek değiliz. İddiaların karşılığına yargı karar verecek. Ancak burada asıl dikkat çekmek istediğim başka bir mesele var:

Esenyurt’un siyasi aktörleri, böylesine önemli bir gelişme karşısında neden bu kadar sessiz kaldı?

Çünkü siyaset, yalnızca kurdele keserken, protokolde fotoğraf verirken, açılışlarda boy gösterirken yapılmıyor. Bazen de insanın konuşması gereken tam o anlardır ki ortalıkta kimse görünmez!

BİZ SORDUK, BAZILARI SONRADAN KONUŞTU!

Operasyonun ardından kamuoyunun beklentisi açıktı. Siyasi parti temsilcileri, belediye yönetimini yakından takip eden isimler ve kendilerini Esenyurt’un kanaat önderi olarak görenler, yaşananlara ilişkin görüşlerini açıklamalıydı.

Gazeteci Mihrican Deniz’in kaleme aldığı “Yeriniz Rahat mı?” ve “Kayyumu Göklere Çıkartıyordunuz, Şimdi Neden Susuyorsunuz?” başlıklı yazılarıyla ve benim “Ahmet Özer Hak Gaspı Diyordun, Peki Bugün Neredeydin?” başlıklı yazım da tam olarak bu soruların peşindeydi.

Ardından 9 Ekim’de Yeni Parti ve DEM Parti yöneticileri ile belediye meclis üyelerinin katılımıyla belediye meydanında bir basın açıklaması yapıldı. Görevden alınan seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer de partisinin ilçe binasında açıklamalarda bulundu.

Demek ki sorular sorulunca konuşmak mümkünmüş!

Peki, diğerleri?

Cumhur İttifakı cephesinde ilk günlerde kamuoyuna yansıyan açıklamalar oldukça sınırlı kaldı. Daha sonra AK Parti Esenyurt İlçe Başkanı Togay Çoban imzasıyla bir basın açıklaması paylaşıldı.

Elbette açıklama yapılması önemlidir. Fakat mesele yalnızca bir metin yayımlamak değil, Esenyurtlunun kafasındaki soru işaretlerine cevap verebilmektir.

AK Parti ve MHP’nin Esenyurt’taki temsilcileri, yaşananlar karşısında ne düşünüyor? Belediye yönetimine ilişkin beklentileri neler? Kamuoyunun merak ettiği konularda söyleyecekleri başka bir şey yok mu?

Yoksa siyaset, bazı konularda son derece gür sesli, bazı konularda ise duyulmayacak kadar sessiz olmayı mı gerektiriyor?

KAYYUMU ÖVERKEN SESİNİZ ÇIKIYORDU, ŞİMDİ NE OLDU?

Gelelim bir başka meseleye…

Kayyum yönetimini dilinden düşürmeyen, yapılan her işi övgüyle anlatan, yönetimin icraatlarını savunmak için sosyal medyada adeta nöbet tutan bazı isimlere…

Ne oldu?

Dün kayyum yönetimini anlatırken gösterdiğiniz heyecan bugün neden yok?

Esenyurt’un menfaatlerini gerçekten önemsiyorsanız, bugün yaşananlar hakkında da birkaç sözünüz olmalı değil mi?

Burada kimsenin çıkıp birilerini suçlamasını beklemiyoruz. Kimseye “Şu kişi suçludur” deyin de demiyoruz. Beklentimiz, dün olduğu gibi bugün de aynı duyarlılığın gösterilmesi.

Bir yönetimin yaptığı hizmetleri anlatmak kadar, o yönetimin çevresinde yaşanan önemli gelişmeler karşısında sorular sormak da sorumluluktur.

Yoksa mesele gerçekten Esenyurt mu, yada Esenyurt’ta kimin koltuğa oturduğu mu?

Gelen ağam, giden paşam anlayışıyla ne kente sahip çıkılır ne de vatandaşın güveni kazanılır.

Üstelik bu sorular yalnızca siyasetçilere değil; sivil toplum kuruluşlarına, kanaat önderlerine ve kendisini Esenyurt’un sözcüsü olarak gören herkese yöneliktir.

Esenyurt’un iyiliğini isteyen herkesin, işine geldiğinde değil, gerektiğinde de konuşabilmesi gerekir.

SOSYAL MEDYANIN HERBOKOLOGLARI NEREDE?

Bir de sosyal medya cephesi var ki evlere şenlik!

Her konu hakkında fikri olan, her tartışmaya atlayan, bilgi sahibi olmadan fikir beyan etmeyi marifet sayan bir kesim var. Yerinde bir ifadeyle, her konuda uzman kesilen “herbokologlar”…

Normal zamanlarda bir fotoğrafın altına onlarca yorum yazan, en küçük gelişmeyi saatlerce tartışan bu isimlerden bazıları, konu Esenyurt’un geleceği olduğunda neden ortadan kayboluyor?

Demek ki her meselede konuşmak kolay, bazı meselelerde söz söylemek ise biraz cesaret istiyor!

Elbette herkesin her konuda açıklama yapma zorunluluğu yok. Ancak sürekli kamuoyu oluşturmaya çalışan, kendisini kentin meselelerinde söz sahibi gören kişilerin tutarlılığı da sorgulanabilir.

Hatta bazen insan, sosyal medya platformlarının bu kadar bilgi kirliliğine karşı bir filtre geliştirip geliştiremeyeceğini bile düşünüyor. Çünkü bazıları bilgi paylaşmıyor, yalnızca gürültü üretiyor.

Esenyurt’un bugün ihtiyacı olan şey, daha fazla gürültü değil; bilgi, tutarlılık ve samimi bir duruştur.

MUHALEFET, SİZİN SÖYLEYECEK BİR SÖZÜNÜZ YOK MU?

Eleştirilerimizi yalnızca iktidar cephesine yöneltmek de haksızlık olur.

CHP, Saadet Partisi, DEVA Partisi, İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi, Anahtar Parti, Demokrat Parti, Türkiye İşçi Partisi, Emek Partisi ve Esenyurt’ta siyaset yapan diğer oluşumlara da soruyorum.

Siz bu gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Belediyede yaşananların ardından kamuoyuyla paylaşacağınız bir değerlendirme, bir öneri, bir çağrı yok mu?

Muhalefet olmak, yalnızca rakibin yanlışlarını beklemek değildir. Kentin geleceği hakkında söz söylemek, vatandaşın sorularını gündeme taşımak ve çözüm önerileri geliştirmek de muhalefetin görevidir.

Üstelik bir partinin açıklama yapmamış olması, tek başına duyarsız olduğunu kanıtlamaz. Belki hazırlıkları vardır, belki farklı bir yol izliyordur. Ancak kamuoyunun bilmek istediği de tam olarak budur: Ne düşünüyorlar, ne yapmayı planlıyorlar?

Esenyurt, siyasi partilerin yalnızca seçim zamanı hatırlayacağı bir ilçe değildir.

KEMAL AYGÜN, BU SESSİZLİĞİNİZİN BİR NEDENİ VAR MI?

Özellikle bir isme ayrıca seslenmek istiyorum: Saadet Partisi Esenyurt İlçe Başkanı Kemal Aygün.

Sayın Aygün, sizi ve yerel siyasete ilişkin açıklamalarınızı takip eden bir gazeteci olarak sormak istiyorum.

Esenyurt’ta gündem bu kadar hareketliyken neden bu kadar sessiz ve nötrsünüz?

Kamuoyunda zaman zaman “fenomen ilçe başkanı” olarak anılan, ilçedeki gelişmeler hakkında görüşleriyle öne çıkan bir isimsiniz. Yerel meselelerde görünür olmayı bilen bir siyasetçinin, böylesine önemli bir gelişme karşısındaki değerlendirmesi de doğal olarak merak ediliyor.

Yanlış anlaşılmasın; sizden herhangi bir kişiyi suçlamanızı ya da bir tarafın yanında saf tutmanızı istemiyorum.

Sadece şunu öğrenmek istiyorum: Esenyurt’ta yaşananlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Belediye yönetimi, kamu kaynaklarının korunması ve ilçenin geleceği konusunda bir değerlendirmeniz var mı? Kamuoyuyla paylaşmayı düşündüğünüz bir açıklama veya çalışma bulunuyor mu?

Siyasetçinin her konuda konuşması mümkün olmayabilir. Ancak sürekli görünür olan bir ismin, önemli bir meselede neden sessiz kaldığının sorulması da gazeteciliğin doğal bir parçasıdır.

Bu soruyu yalnızca Kemal Aygün’e değil, açıklamasını henüz duymadığımız bütün siyasi parti temsilcilerine yöneltiyorum.

Cevap vermek isteyenlere de sözümüz var: Buyurun, konuşun. Mikrofon da burada, soru da burada!

ESENYURT SADECE İYİ GÜNLERDE Mİ HATIRLANACAK?

Esenyurt’un sorunları, bir siyasi partinin ya da bir yönetimin tekelinde değildir. Bu kentte yaşayan herkesin ortak meselesidir.

Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı, belediyenin nasıl yönetildiği, vatandaşın hakkının nasıl korunduğu ve yönetim anlayışının ne kadar şeffaf olduğu hepimizi ilgilendirir.

Bugün yaşananlarla ilgili sorularımızı sorarken kimsenin suçlu olduğuna hükmetmiyoruz. İddiaların cevabı yargılamayla ortaya çıkacak. Fakat siyasi temsilcilerden beklenen, yalnızca sonuçları izlemek değil, kent adına ne düşündüklerini de ortaya koymaktır.

Dün kayyum yönetimini savunanlara da, bugün sessiz kalan muhalefete de, kendisini kanaat önderi olarak tanımlayanlara da aynı soruyu soruyorum:

Esenyurt’un menfaatlerini gerçekten önemsiyor musunuz, yoksa yalnızca işinize gelen zamanlarda mı hatırlıyorsunuz?

Çünkü bu kentte yaşayan insanların hafızası var. Kimlerin hangi konuda konuştuğunu, kimlerin hangi zamanda sustuğunu elbette görüyorlar.

Bizim görevimiz de gördüklerimizi yazmak, sorulması gereken soruları sormak ve cevapların peşinden gitmek.

Bakalım önümüzdeki günlerde kimler çıkıp konuşacak, kimler yine sessizliğe bürünecek?

Çünkü Esenyurt’ta mesele yalnızca kimin konuştuğu değil, kimin gerçekten bu kent için söz söylemeye cesaret edebildiğidir.

Kalın sağlıcakla…

Facebook Yorum

Yorum Yazın