Melike Al

Melike Al

Mail: melike.al93@gmail.com

Fon Vurgunu ve Vicdan Tutulması

Son günlerde medya gündemi tek bir başlıkla sarsılıyor: Milyonlarca liralık devasa bir fon vurgunu. TV ekranlarından sosyal medya mecralarına kadar herkes tek bir ismin etrafında kenetlenmiş durumda. Tüm öfke, tüm oklar tek bir kişiye yöneltilmiş halde. Peki, sormak gerekmez mi? Bu kadar karmaşık, devasa bir finansal çark ve milyonlarca dolarlık bir sistem gerçekten tek bir insanın marifeti olabilir mi?

​Finansal labirentlerin doğası gereği, arkasında güçlü ağlar, göz yumanlar ve ortaklar olmadan bu çapta bir organizasyonun yürümesi neredeyse imkânsızdır. Ancak kamuoyu her zamanki gibi önüne atılan "günah keçisi" ile meşgul edilirken, buzdağının altındaki isimler gölgede kalmaya devam ediyor.

​Tam bu şüphelerin ortasında, fonla doğrudan ya da dolaylı bağlantısı olduğu bilinen bir kişinin arabasında intihar ettiği haberi düşüyor gündeme. Bir anda akıllara aynı karanlık soru takılıyor: İntihar mı etti, yoksa susturuldu mu? Gerçeklerin ortaya çıkmasından korkan bir çarkın dişlileri mi çalıştı, yoksa vicdan/korku baskısı mı galip geldi? Bu sorunun cevabı meçhul kaldıkça, toplumun adalete ve medyaya olan güveni bir kat daha eriyor. Çünkü kurgulanmış hikâyeler izlemekten, perde arkasındaki asıl aktörlerin saklanmasından yorulmuş bir toplum var karşımızda.

​Ancak gündemin en acı veren, en kan donduran tarafı finansal vurgunlar veya karanlık şüpheler değil; toplumsal vicdanımızın uğradığı büyük çöküştür.

​Geçtiğimiz günlerde sanatçı Atilla Taş, bir anne-babanın yaşayabileceği en korkunç felaketle yüzleşti; evladını balkondan düşerek kaybetti. Ciğeri yanan bir babanın, feryat eden bir ailenin acısı karşısında insan olanın yapacağı tek şey susmak, başsağlığı dilemek ve acıya saygı duymaktır.

​Peki, sosyal medyadaki o zavallı yaratıklar ne yaptı?

​"Sevmezdim ama iyi oldu", "O da zamanında başkasına böyle yapmıştı, şimdi kendi yaşadı" gibi lafları utanmadan, arlanmadan klavyelerine döktüler. Bir çocuğun ölümü üzerinden siyasi veya kişisel hesaplaşmaya giren, başkasının acısından haz duyan bu zihniyet, toplumsal olarak geldiğimiz noktanın en net resmidir.

​Biz ne zaman bu kadar kötü olduk? Bir insanın siyasi görüşünü, kişiliğini veya geçmişte söylediklerini sevmeyebilirsiniz. Fakat bir evladın kaybı karşısında dahi kin kusacak kadar alçalmak, insanlığın bittiği yerdir.

​Fon vurgununda milyonları çalanlar kadar, bir babanın acısına sevinecek kadar ruhunu satanlar da bu toplumun çürüme göstergesidir. Biri parayla, diğeri ise nefretle zehirlenmiş iki ayrı karanlık.

​Gerçeklerin üzerinin örtüldüğü, adalet duygusunun zedelendiği ve en önemlisi merhametin yok olduğu bir çağda yaşıyoruz. Eğer bir çocuğun acısına bile empati duyamıyorsak; ne fon vurgunlarının hesabını sorabiliriz ne de karanlıkta kalan intiharların arkasındaki gerçekleri öğrenebiliriz. Çünkü vicdanını kaybeden bir toplum, her türlü karanlığa mahkûmdur

Facebook Yorum

Yorum Yazın